Genel Başkanımız Ahmet Akça: “Uzaktan Eğitim Tek Alternatif Olmamalı”

 Genel Başkanımız Ahmet Akça: “Uzaktan Eğitim Tek Alternatif Olmamalı”

ÖZDER Genel Başkanı Sayın Ahmet Akça, 2020-2021 eğitim ve öğretim yılı için önemli değerlendirmelerde bulundu. Özel okulların salgına karşı aldığı tedbirlerle ilgili konuşan Akça, Milli Gazete Haber Editörü Baki Sancak’ın sorularını yanıtladı.

Ahmet bey, pandemi sürecinde özel eğitim veren okullar eğitime ara verdi. Bu süreçte özel okulların yaşadığı sorunlar nelerdir?

Özel okulların bu süreçte yaşadığı en büyük sorun öğrenci kaybı olmuştur. Maalesef tüm özel okullar yüzde 25 civarında öğrenci kaybı yaşadı. Bunun en büyük sebebi okullar ile ilgili uzun soluklu bir eylem planının açıklanmamasıdır. 14 Mart 2020 tarihinden bu yana okulların kapalı veya açık olma durumu ile ilgili sadece bir aylık planlamaları içeren açıklamalar yapıldı. Bu durum; özel okulların, uzaktan eğitim ile ilgili uzun soluklu bir eğitim programı ilan edememesi sonucunu doğurdu. Böylelikle meydana gelen kaotik ortam öğrenci kayıplarına sebebiyet verdi.

ÖZEL EĞİTİMCİLER VERGİSEL DESTEKLERDEN YARARLANAMADI

Devlet tarafından özel okullara destek sağlandı mı? Özel okul işletmecileri Kısa Çalışma Ödeneğinden faydalanabildi mi?

Eğitim sektörü maalesef mücbir sebepler kapsamına giren sektörler içerisine dahil edilmedi. Dolayısıyla da vergisel desteklerden yararlanamadılar. Özel okulları kısa çalışma ödeneği kapsamına dahil edildiler ancak özel okul çalışanlarının çoğu belirli süreli iş sözleşmesi kapsamında çalıştığından personelin çoğu kısa çalışma ödeneği kapsamının dışında kaldı.

YEMEK VE SERVİS ÜCRETLERİ VELİLERE İADE EDİLDİ

Kamuoyunda özel okullar ile veliler arasında yemek ve servis ücretleri konusunda tartışmalar yaşandı. Siz bu konuda neler söylemek istersiniz?

Öncelikle şunu belirtmekte yarar var; bir özel okul velisinin öncelikli hedefi çocuğunun nitelikli eğitim almasıdır. Diğer sorunlar okullar için de veliler için de tali meselelerdir. Kaldı ki özel okullar pandemi sürecinden hemen sonra yenilmeyen yemeklerin ve kullanılmayan servislerin ücretlerinin iade edileceğini ilan ettiler. Derneğimizin yaptığı saha araştırmalarına göre de bu ücretler velilere iade edildi. Türkiye’de maalesef nereden kaynaklandığını bilemediğimiz, özel okul karşıtı bir lobi var ve bu lobi münferiden yaşanan hadiseleri genele şamil kılarak gündem oluşturmaya gayret ediyor. Özel okul dernekleri; 2020-2021 eğitim yılı içinde eğer eğitim uzaktan verilmek durumunda kalınırsa yenilmeyen yemek ücretlerinin ve kullanılmayan servis ücretlerinin tamamının iade edileceğini ayrıca eğitim ücretlerinden ise yüzde 5 ila yüzde 30 arasında (her okulun kendi hesaplamalarına göre uzaktan eğitim yapılacak olan günlerin) eğitim ücretlerinden indirim yapacaklarını kamuoyu ile paylaştılar. Bu konuda özel okul velileriyle okullar arasında ciddi bir sorun olduğunu düşünmüyorum.

VELİLER UZAKTAN EĞİTİM İSTEMİYORLAR

Okulların yüz yüze eğitime açılması bir kez daha ertelendi. Özel okullar açısından örgün eğitimin ertelenmesi öğrenci, veli, öğretmen ve özel okul sahipleri açısından nasıl sorunlar oluşturmaktadır?

Öncelikle velilerimiz uzaktan eğitimi kendilerine çok uzak görüyorlar. Okul dediğimiz kurum eğitim ve öğretimden müteşekkil bir yapıdır. Uzaktan ise sadece öğretim yapabilirsiniz bu süreçte uzaktan eğitimin ısrarla tek alternatif gibi sunulmasını çok yanlış buluyoruz. Üstünde durulmaya çalışılan; “eşitlik ilkesi doğrultusunda yüz yüze eğitim veremiyorsak o zaman 18 milyona da yüz yüze eğitim vermeyelim” anlayışını doğru bulmuyoruz. Dünyada birçok ülke yüz yüze eğitim veriyorken bizim uzaktan eğitimde ısrarcı olmamız; çocuklarımızın akranlarıyla rekabette geri kalmasına sebep olacaktır. Eğitimde fırsat eşitliği 21. yüzyıl ile birlikte sınırları aşmış bir kavramdır. Ülke sınırları içinde bir fırsat eşitliğinden bahsedilen çağı çoktan geride bıraktık. Çocuklarımızın yaşıtları, kendi ülkelerinde hangi imkanlarla eğitim alıyorlarsa o imkanları sağlamak boynumuzun borcudur. 19-20. yy. anlayışı ile bugünün çocuklarını eğitimden mahrum bırakmak aymazlıktır. Eğitime başlatabildiğimiz her okulu, her öğrenciyi yüz yüze eğitim sürecine başlatmalı; salgının gidişatına göre de ülke geneline yaymalıyız.

YÜZ YÜZE EĞİTİME EN HAZIR KURUM ÖZEL OKULLARDIR

Özel okullar pandemi sürecinde yüz yüze eğitim vermeye ne kadar hazır? Alınan önlemler nelerdir? Öğrencilerin maske, mesafe ve temizlik kurallarına uymaları nasıl sağlanacak?

Ülke geneline baktığımızda yüz yüze eğitime en hazır eğitim kurumları özel okullardır. Özel okullar haziran ayından itibaren gerekli tedbirleri en üst seviyede tutarak yaz okulları yaptılar ve bugüne kadar da herhangi bir sorun yaşanmadı. Aslında bu durum, 21 Eylül’de okulların yüz yüze eğitime başlaması için de iyi bir referanstır. Tüm okullar sınıflarını sosyal mesafe kurallarına göre yeniden düzenlediler, okulların ortak kullanım alanlarına hijyen istasyonları kurdular. Tüm öğrencilerinin düzenli maske kullanmasını sağlıyorlar. Okullara sağlıkçı istihdam ettiler. Her zaman şunu söylüyoruz: Çocuklarımız için en güvenilir liman okullardır. Çünkü okula gelmeyen çocuk evinde oturmuyor; sokağa çıkıyor, parka gidiyor vs. Böyle baktığımızda okul sokaktan güvenlidir.

EĞİTİM İÇİN ÇÖZÜM ODAKLI HAREKET EDİLMELİ

Salgın döneminde uzaktan eğitim mi yoksa örgün eğitim metodu mu izlenmeli?

Bu sorunun maalesef tek bir cevabı yok. Sağlık ve eğitim, ikisi de çok önemlidir ve biri diğerine tercih edilemez. Benim bu konuda önerilerim şunlar; Tüm yurtta okulların toptan açılması veya kapatılması uygulamasına son verilmelidir. Sağlık Bakanlığımızda salgın verileri var. Salgına göre okulların kapatılmasına bölgesel uygulama yapılmalıdır. Kar tatili modeli gibi nerede salgın varsa orada uzaktan eğitime geçilebilir. Köy okulları, küçük yerleşim birimleri, özel okullar Sağlık Bilim Kurulunun belirttiği koşullar yerine getirildiği takdirde denetlenerek hemen açılmalıdır. Ülke genelinde eğitim seferberliği ilan edilmeli, tüm vatandaşlarımız mahallelerindeki okulların eğitime hazır hale getirilmesi için iş birliğine davet edilmeli, okullardaki lavabo ve tuvalet sayıları artırılmalı, dezenfekte gibi çalışmalarda iş adamlarının, yerel esnafın desteği alınmalıdır. Okullardaki öğrenci sayıları azaltılmalı ve bu konuda yüzde 50 kontenjanı boş olan özel okulların imkanlarından yararlanmanın yolları aranmalıdır. Okula başlayan çocuklarımızın sosyalizasyonu sınırlandırılabilir. Akraba ziyaretlerinin azaltılması, toplu organizasyonlara katılımlarının sınırlandırılması ve bu konuda insanların bilinçlendirilmesi sağlanarak okula hastalık taşımanın önüne geçilebilir. Kronik hastalığı olan çocuklarımız ve tedirgin olan velilerimiz için; okullar açıldığında devam zorunluluğu salgın döneminde olmak suretiyle kaldırılmalıdır. Okullarımızın büyük bölümünde akıllı tahtalar var. Akıllı tahtalar ile uzaktan eğitim entegre edilerek okula gelemeyen öğrenciler online eğitimle sınıf ortamına bağlanabilir. 21 Eylül’de tüm kademelerde okullar devam zorunluluğu olmadan açılmalı; MEB, Sağlık Bakanlığı ve eğitimle ilgilenen herkes buna odaklanmalı, okulların açılmaması alternatifi asla düşünülmemelidir.

ÖĞRENCİLERİN OKULA GELMEMESİ GİDER KALEMLERİNİ AZALTMIYOR

Kayıt yenilemek ya da yeni kayıt yaptıracak velilerden alınacak ücrette ne kadar indirim yapılmalı?

Öncelikle velilerimizin şunu bilmesi lazım, öğrencilerin okullara gelmemesi okullarda ciddi bir tasarruf oluşturmuyor. Okulların 3 temel gider kalemi vardır. Bunlardan birincisi personel gideri, ikincisi bina kira giderleri, üçüncüsü ise cari giderlerdir. Okullarda cari giderler toplam giderlerin yüzde 20’sini oluşturur ve tasarruf sadece cari giderlerden oluşur. Sizlere şöyle izah edeyim: Okul resmi bir kurumdur ve MEB’in belirlediği standartlarda hizmet verir yani bir sınıfta en fazla 24 öğrenci olabilir. Pandemi dönemi diye bunu 25 yapamazsınız. Her sınıfın 35 saat dersi olur pandemi dönemi diye bu dersi 34 saate indiremezsiniz. E-okula 35 saat ders ataması yapmak zorunda ve bu derslerin öğretmenlerini, derse girsinler girmesinler, atamak zorundasınız. Her öğretmene haftalık en fazla maaş karşılığı 20 saat ders tanımlayabilirsiniz yani hocalar zaten pandemide derse girmiyorlar. 20 saat yerine maaş karşılığı 21 saat ders tanımlayalım diyemezsiniz yani öğretmenler derse girse de girmese de maaşını da ek ders ücretlerini de tam alırlar. Bu kuralı MEB belirliyor, özel okulların inisiyatif alanında değil. Velilerimiz belki şöyle bakıyorlardır; öğrenci derse gelmediğinde okul masraf yapmıyor. Maalesef öyle değil, tasarruf yapılan alan elektrik, su, yakıt, kırtasiye giderleri ki bunlar da yukarıda ifade ettiğim gibi yüzde 20 civarında. Ancak biz özel okul dernekleri olarak okullarımıza çağrıda bulunduk ve bir dayanışma çerçevesinde uzaktan eğitim yapılan dönem için velilerimize bir ücret iadesi yapın dedik. Bu iadenin okulların kendi harcama giderlerine göre yüzde 5 ile yüzde 30 arasında olabilir diye düşünüyorum.

ÖZEL OKULLARA DESTEK OLUNMALI

MEB’in özel okulların gider maliyetlerini azaltmak için bir çalışma ortaya koydu mu?

Maalesef bu dönemde MEB özel okulların giderlerinin azaltılması için herhangi bir formül ortaya koymadı. Biz Özel okullar olarak Maliye Bakanımıza çağrıda bulunuyoruz ve şunları talep ediyoruz: birincisi KDV pandemi döneminde sıfırlanmalı, ikincisi SSK ve stopaj bu dönem için kaldırılmalı, üçüncü olarak ise pandemi döneminde özel okulları desteklemek ve okulların ayakta kalabilmesi için özel okula giden her öğrenciye, öğrencinin devlete olan eğitim maliyeti kadar destek vermesidir. Bu tutar bir öğrenci için yaklaşık 7 bin TL’dir.

OKULLARIN KAPISINI KAPATIRSAK CEHALETİN KAPISINI AÇARIZ

MEB’in pandemi sürecinde uygulamayı planladığı üçlü eğitim sistemi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Milli Eğitim Bakanımız son açıklamasından önce 4 alternatif ortaya koymuş idi. Bunlardan birincisi normal yüz yüze eğitim, ikincisi hibrit eğitim, üçüncüsü seyreltilmiş müfredat ile eğitim, dördüncüsü ise bölgesel farklı eğitim uygulamaları. Benim tercihim açabildiğimiz her okulu açmaktır. Eğitebildiğimiz her çocuğumuzu eğitmektir. Uzaktan eğitim en son tercih olmalıdır. Benim teklifim gerekli tedbirler alınarak tüm okullarımızın devam zorunluluğu olmadan açılmasıdır. Okulların açılıp açılmamasına sadece sağlık koşulları değerlendirilerek karar verilmemeli, bu konuyu eğitim açısından da değerlendirmeliyiz. Bu konuda bu ülkenin münevverleri, eğitim bilimcileri, eğitim akademisyenleri, Cumhurbaşkanlığı Eğitim Politikaları Kurulları konuşmalı; Eğitim sendikalarının da sadece öğretmen sağlığı açısından değil, eğitilemeyen kayıp bir nesil oluşması endişesinden yola çıkarak konuşulması lazım diye düşünüyorum. Ayrıca okulların uzun süre açılamaması eğitimi kontrolsüz bir alana terk eder. Unutmayalım okulların kapılarını kapatırsak cehaletin kapılarını açarız.

Kaynak: https://www.milligazete.com.tr/haber/5166587/uzaktan-egitim-tek-alternatif-olmamali

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir